×
7/24 Dinle Mobil uygulaması
Uygulamada Aç

DİNLENİYOR...

Safiye Ayla

1917’de İstanbul’da dünyaya gelen Safiye Ayla Klasik Türk müziğinin en tanınmış kadın sanatçılarından biridir. Babası Hafız Abdullah Bey ve annesi Suudi Arabistan’dan gelip küçük yaşta Osmanlı Sarayı’na girmiş Seyyide Hanımdır. Safiye Ayla, babası Hafız Abdullah Bey’i hiç görememiş ve annesi Seyyide Hanım’ı da üç yaşındayken kaybetmiştir. Küçük yaşta kimsesiz kalan Safiye Ayla Çağlayan Darüleytamı’na bırakıldı ve ilkokulu bu kurumda bitirdi. 1. Dönem Bursa milletvekilliği yapan Şeyh Servet Efendi tarafından evlat edinildi ve Bursa Muallim Mektebi’nde öğrencilik hayatına devam etti. Müziğe olan ilgisi de Bursa Muallim Mektebi’nde piyanoyla tanıştığında ortaya çıktı. Geçirdiği hastalıkların da etkisiyle Bursa Muallim Mektebi’nden mezun olamadı ve Eyüpsultan’da bir ilkokula öğretmen yardımcısı olarak atandı. Burada tanıştığı Yesari Asım Bey’den müzik dersleri aldı. İlk plağını da Yaseri Asım Bey’in “Sevda Yaratan Gözlerin” ve “Bekledim de Gelmedin” şarkılarını söyleyerek doldurdu. Bu plak halk arasında oldukça rağbet gördü. Darüttalim Musiki Heyeti’nin bir konserinde sahne aldı. Siyah önlükle sahneye çıkmasına maarif müfettişleri tepki gösterdi. Bu tepki nedeniyle Safiye Ayla öğretmenlik mesleğini bırakarak sadece müzik kariyerine odaklandı. Safiye Ayla, sanat hayatı boyunca başta İstanbul Radyosu olmak üzere Türk radyolarında sayısız konser verdi. Beş yüzden fazla plak doldurdu. Doldurduğu plaklar satış rekorları kırdı. Herkesin beğendiği güzel sesiyle ünü ülke sınırlarını aştı. 1942’de Rey Kardeşler’in “Alabanda” adlı sahne gösterisinde oyunculuk da yaptı. Eserleri ölçüye uyarak, iyi bir diksiyonla, düzgün, aynı zamanda da coşkun, çekici bir tavırla okurdu. Sesindeki pürüzsüz akış en tiz perdelerde bile kaybolmazdı. Rumeli türkülerinden klasik örneklere kadar uzanan repertuvarıyla geniş bir dinleyici kesimince çok sevildi. “Çile Bülbülüm Çile”, “Menekşelendi Sular”, “Yanık Ömer” gibi şarkıları tanıtıp bu şarkıların halk arasında çok sevilmesine de katkı sağladı. Konservatuar İcra Heyeti’nde çalışırken tanıştığı besteci Şerif Muhittin Targan ile 1950 yılında evlendi ve bu evlilikleri 1967’de eşinin ölümüne dek sürdü. Sanatçı 1998’de, İstanbul’da yaşamını yitirdi. 1968 yılında hazırladığı vasiyetname üzerine mal varlığının tamam Türk Eğitim Vakfı’na bağışlanmıştır.

1x

Oynatıcı Hızı

1x